türk sineması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türk sineması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cem Yılmaz'ın başrolünü üstlendiği İftarlık Gazoz

Ege kasabasında yaşayan insanların günlük hayatlarını konu alan İftarlık Gazoz, filminin basın gösteriminde Cem Yılmaz adından söz ettirdi. Cem Yılmaz, İftarlık Gazoz ile ilgili ortaya çıkan iddialara da gösterimde yanıt verdi. 

Muğla'nın bir kasabasında yaşayan insanların sıradan hayatlarını konu aldığın İftarlık Gazoz görücüye çıktı. Oyuncu kadrosunda Cem Yılmaz, Berat Efe Parlar, Okan Avcı, Yılmaz Bayraktar, Ummu Putgul, Macit Koper, Greta Fusco, Mustafa Alabora gibi isimlerin bulunduğu İftarlık Gazoz'un basın gösterimi gerçekleşti. Senaristliğini Yüksel Aksu'nun yaptığı, komedi ve dram filmi İftarlık Gazoz'un gösteriminde eğlenceli anlar eksik olmadı.

 Gazozcu Ustası Cibar Kemal ve karneleri aldıktan sonra çalışmak isteyen Adem'in yaşadığı maceraları samimi bir dille beyazperdeye taşıyan İftarlık Gazoz'un basın gösteriminde konuşan Cem Yılmaz, konuk oyuncu olduğu yönündeki haber ve iddiaları yanıtladı. Ünlü komedyen, "O tür haberler çıktığında 'destek veriyor' sözü bile çok utandırıcı bir söz. Birbirimize destek veriyoruz. Benimle ilgili afişte nasıl yazıldığı pek umurumda değil." dedi. Yılmaz, bugüne kadar oynadığı ve yönettiği filmler arasında da en beğendiği filmin Pek Yakında olduğunu söyledi. İftarlık Gazoz filminin gösteriminin ardından Cem Yılmaz, "Bu filmin her evresinde çok zevk alarak çalıştım. Yüksel'in filmleri arasında gıptayla bahsettiğim bazı özellikler var. Gerçeklik gibi, dozunda bir mizah gibi. Ali Baba ve 7 Cüceler'in montajı bittiği sıralarda Muğla'ya gidiyordum. Komedi dışında böyle dramalarda rol almak güzel." şeklinde konuştu. Cem Yılmaz, "Yönetmen arkadaşlardan böyle teklifler bekliyorum. İki gün önce bir yerde bir haber okudum da 'iflas mı etti' diye bir haber. Bir iki böyle tarz filmde ne çıkarsa... " diye de espri yaptı.

 HANGİ FİLMLERİNİ SEVDİĞİNİ SÖYLEDİ
 Zaman zaman esprileri ile katılımcıları güldüren Cem Yılmaz, hangi filmini en çok sevdiğine ilişkin bir soruya da şöyle cevap verdi: "Benim 6-7 filmimi ikiye ayırabiliriz; Hokkabaz gibi, Herşey Çok Güzel Olacak gibi ya da Gora, Arog, Ali Baba gibi. Fantastik dünyalar ya da etrafımızda gördüğümüz olağan haller. Bu iki türde film yapmaya çalışıyorum. Komiklerden Ali Baba, dramlarda Pek Yakında ve Her şey Çok Güzel Olacak'ı çok severim. Aslında baktığımda niyet edip de neticelendirdiğim filmlerden memnunum. Eğer imkan bulursam bir sonraki filmde daha iyi yapmaya çalışırım" ifadelerini kullandı.

 ''İKİ AHBAP GİBİ ÇALIŞTIK''
 Filmin çok yorucu ve zorlu bir çekim sürecinin olduğunu belirten Yüksel Aksu, Cem Yılmaz'ın oyunculuğunu övdü. Aksu, Cem Yılmaz'ın kendisine yardım ettiğini belirterek"Cem'i sadece star olduğu için değil, gerçekten çok sinematografik bulduğum ve çok iyi oyuncu olarak gördüğüm için beğeniyor. Başka katlıkları da oldu, yönetmen ve senarist olarak da bana yardım etti. Yer yer dramaturjik konularda hatta çok teknolojik konularda, dijital efektlerde falan Cem'e soruyorduk. Bir de star egosu ile değil, oyuncu metodu ile geldi. Birkaç tane sahnesini çekmeden falan attık. Uzatıyor, sarkıtıyor gibi uyarılarda bulundu. İki ahbap gibi çalıştık." şeklinde konuştu. İftarlık Gazoz filminde Muğla'nın bir kasabasında yaşayan insanların sıradan hayatlarını konu aldığını anlatan Aksu, "Bu kominiteyi, bu mahalle kültürünü, bu dayanışmayı, beraber film seyretmeyi, beraber maç seyretmeyi, genel olarak karnavalist Türkiye'yi nasıl kaybettikle ilgili. Saptamalarım var tabi ama daha çok sosyolojinin konusu.

 Ben sosyolojik saptamalar yapmayı çok doğru bulmuyorum. Ben 70'li yılların o karnavalist ramazanları, karnavelist sokağı, meydanların ruhu, araçların ruhu gibi şeyleri hayal gücümle yapmadım. Tanıklıklarım, gözlemlerim ve bu benim ilgimi çekiyordu, keyif alıyordum." ifadelerini kullandı.

Özcan Deniz'in yeni güzeli esmer.

Çekeceği yeni filmi için kadın oyuncu arayan Özcan Deniz, nihayet aradığı oyuncuyu buldu. Karagül dizisinde ikiz kızlarından Ada'yı canlandıran Ayça Ayşin Turan, Özcan Deniz'in filminin kadın yıldızı oldu.

YENİ YILDIZI KARAGÜL'ÜN ADA'SI AYÇA AYŞİN TURAN
Daha önce Fahriye Evcen, Deniz Çakır ve en son Yasemin Allen ile kamera karşısına geçen Özcan Deniz, temmuz ayında çekimlerine başlayacağı yeni filmi için aradığı kadın yıldızı buldu. Yine kendi yazdığı hikayeyi yönetecek olan Deniz, geçen haftalarda başrol erkek oyuncusunu seçmiş ve Şükrü Özyıldız'la el sıkışmıştı.

Deniz, diğer filmlerinde olduğu gibi yine Avşar Film ile çalışacağını ve yeni projesi için Karagül dizisindeki ikiz kızlarından Ada'yı canlandıran Ayça Ayşin Turan'la çalışmaya karar verdiklerini söyledi.


Recep İvedik4 Survivor adasında...

Recep İvedik 4'ün merakla beklenen senaryosu gün yüzüne çıktı. Yeni filmde; bu kez 'Recep İvedik' kendisini Survivor Adası'nda bikinili kızlar içinde bulacak.

'YARDIM EDELİM'
'Issız bir adaya düşseniz yanınıza alacağınız üç şey nedir?' cümlesinden yola çıkılarak oluşturulan senaryoda 'Recep İvedik'in yurt dışı sahnelerinin de olacağı konuşuluyor. Gökbakar, geçtiğimiz günlerde 'Recep İvedik 4' filminin senaryosunun kapak fotoğrafını Twitter'da paylaşarak projeye start verdiğini duyurmuştu. Takipçileri de "Çok bekledik, çabuk yaz", "Senaryo belli değilse yardım edelim" tweet'leriyle ünlü aktöre destek vermişti. Bunun üzerine Gökbakar da, "Oyuncu çalışmaları için sosyal medyada başvurularınızı bekliyorum" diyerek takipçilerine çağrıda bulunmuştu. SABAH

Feri Cansel, kıskanç sevgilinin kurşunlarıyla can verdi


1 Eylül 1983... Karaköy Akyol Sokak, Ayfer Apartmanı...

Türk sinemasının en ünlü vamplarından Feri Cansel (Feriha Tereyağoğlu), kızı Zümrüt Tatari ve arkadaşı Pakize Songül Hay ile oturmaktadır.

Saat 23:00'te kapı çalınır. Gelen Feri Cansel'in iki yıldır birlikte yaşadığı sevgilisi Kemal Melih Ük'dür (sağdaki fotoğraf). İflasın eşiğinde olan Ük, alkollüdür ve yeniden içmeye başlar. Misafir odasında oturdukları sırada, masanın üzerindeki çamaşır makinesinin merdanesini gören 38 yaşındaki İzmirli işadamı, Feri Cansel'e "Bunun burada ne işi var? Başka yere kaldırsana" diye kızar. Cansel ise sakın bir tavırla "Nereye koyacağımı ben bilirim" diye yanıt verir.



Bu sözler sonrasında, ikili arasındaki tartışma şiddetlenerek büyür. Kemal Melih Ük ani bir hareketle koltuktan kalkarak Amerikan bara gidip, çekmeceden silah alır. Feri Cansel, bunun üzerine, "Bu adam beni öldürecek, yardım edin" diye bağırmaya başlar. Ük de, "Sen ölümü çoktan hak ettin. Başka bir sevdiğin var. Seni ona yar etmeyeceğim" diye bağırmaktadır.

Ük dediğini yapar ve 7.65'lik Kırıkkale marka silahını art arda ateşleyerek, ünlü aktristi başından üç kez vurur. Şok geçiren kızı Zümrüt, katilin üzerine atlayarak silahı elinden almaya çalışırken, bir kez daha ateş alan silahla alnından hafif yaralanır. Melih Ük, olay yerinden kaçarken, Taksim İlkyardım Hastanesi'ne kaldırılan Feri Cansel kurtarılamaz. Feri Cansel'in kızı Zümrüt de hastaneye kanlar içinde gelmiştir (alttaki fotoğraf).

Türk sinemasında, erotik furyasının sembol isimlerinden olan Kıbrıslı Feri Cansel'in yaşamı, işte böyle dramatik bir cinayetle noktalanır.

Suna Yıldızoğlu: Neden soyundum?

Türkiye'ye yıllar önce turist olarak gelen ve ülkemizden ayrılamayan Suna Yıldızoğlu, "Her şeye Liza Minnelli'ye benzemeye çalışmam neden oldu" diyor.



Güney İngiltere'nin sahil kenti Bournemouth'dan yedi yıl önce turist olarak Türkiye'ye gelen Suna Yıldızoğlu, o gün bu gündür ülkemizden ayrılamadı. Bu yedi yıl içinde özel yaşamı oldukça fırtınalı geçti. Bakın Türkiye'ye geldikten sonra neler yaptı Suna Yıldızoğlu.

1975 yılında ilk evliliğini bir Türk'le yaptı. Ancak aradığını bulamadı ve aynı yılın Şubat ayında ayrıldı. 1978'in Mart'ında sinema sanatçısı Kayhan Yıldızoğlu ile ikinci evliliğini yaptı. Aynı yıl Türk vatandaşı oldu. Bu arada «Şoför Mehmet» adlı filmle sinemaya başladı. Hemen ardından «Bir Yürek Satıldı» ve «Şıpsevdi» adlı TV filmlerinde rol aldı. Bir zamanların İngiliz Sonja'sı artık Suna Yıldızoğlu olmuştu ve herkes onu tanıyordu...

Sinemadan film teklifleri yağıyordu. Bugüne kadar da 25 filmde başrol oynadı. Derken, Almanca, İspanyolca ve Fransızca bilen sanatçı, şarkı söylemeye de başladı. Fiziği, sempatik tavırları ve düzgün İngilizcesi ile söylediği şarkılar beğenildi.



Yıldızoğlu ilk kez iki konudan söz etmek istiyordu. Neden soyunduğunu ve yasak aşkını anlatacaktı.

Söze önce soyunmasının nedenlerini açıklayarak başladı:

- «Beni herkes 'Şuh Kadın Suna' olarak tanımaya başladı... Bu yanlış izlenimi ise kendi hatalarım doğurdu. Ben sahne çalışmalarıma başladığım zaman Liza Minnelli'yi örnek aldım. Bu sanatçı show yapar, dans eder, şarkı söyler ve soyunur... Ancak Avrupa'da kimse Liza Minnelli'ye 'Şuh Kadın' demez. Ayrıca kimse ona başka gözle de bakmaz... Ne var ki pekçok kişi yaptıklarımı yanlış değerlendirdi. Böylece 'Şuh Kadın Suna' kendiliğinden doğmuş oldu. Oysa ben şuh değil, çocuk ruhlu bir kadınım. Beni çok yakından tanıyan dostlarım bunu bilirler. Beni değişik bir kişilikle yorumlamalarına üzülüyorum. Bazıları, 'Seks filmi çevirmeyecek mi?' şeklinde sorular soruyorlarmış. Ben filmlerimde öpüşüyorum ama, bunu herkes yapıyor. Filmlerde öpüşen her kadın sanatçı seks filmi çeviriyor mu?»

Seher Şeniz, hep çıplaklıktan utanarak soyundu

1992'de intihar eden bir dönemin ünlü dansözü Seher Şeniz, hayatına giren hiçbir erkekle aydınlıkta sevişemediğini söylemişti.

14 Mayıs 1992'de onu evinde ölü buldular. Yüzlerce hap ve iki şişe viski içerek intihar etmişti. Geriye bir mektup bırakmıştı: "Nihayet bu iğrenç dünyadan gitmeyi başardım. Ölmenin, ölmeye çalışmanın bu kadar zor olduğunu söyleselerdi alay ederdim. 15 yaşında anladım insanların ne mal olduğunu. Ben fahişe olmak için yaratılmamışım, hassas ve duygusalım. Öldüğümü kimse bilmesin. Peruklarımı yakıp, küllerini savurun. Müslüman geleneklerine göre gömülmek istemiyorum. Beni beyaz bir bornoza sarıp her yerimi kapatın o kadar"

Seher Şeniz'in yaşam öyküsü böyle noktalanmıştı. Komşularına "Avrupa'ya gidiyorum" demiş ama ölüm yolculuğuna çıkmıştı. O sıra dışı kadınlardan biriydi. Karşımıza hep çıplak çıktı. Ama çıplaklıktan utandığını çok az kişi bildi.

Sevişme sahnelerini çekip kaçmış

Daha gösterime girmeden medyada yer alan sevişme sahneleriyle haber olan 'Mıhlıçay Aşıkları'nın seti cadı kazanı gibi.



Filmin yapımcısı ve yönetmeni Zafer Ünlü, şu sıralarda harıl harıl filmin ateşli sevişme sahnelerinde Selen Görgüzel'le oynayan Devrim Saltoğlu'nu arıyor. Bunun nedeni ise Saltoğlu'nun bu sahnelerin çekiminden sonra ortadan kaybolması. Ünlü, konuyla ilgili olarak Habertürk'e verdiği röportajda, "Saltoğlu sevişme sahnelerinde oynadı. Dış mekan sahnelerini yağmur yağdığı için çekemedik. Hava düzelince Saltoğlu'nu aradık. Parasını vermediğimizi iddia etti. Oysa biz Saltoğlu'yla 5 bin YTL 'ye anlaşıp parasını da menajeriyle göndermiştik" diyerek Saltoğulu'na filmin geri kalan sahnelerinde de oynaması için çağrıda bulundu.